İçeriğe geç

İnternette belirti aramak: "bir kez daha bakayım" döngüsü

Psikolog Mehmet Sait Turşak 5 dk okuma

Bir belirti fark edip aramaya başlıyorsunuz, saatler sonra en ağır olasılıkları okurken buluyorsunuz kendinizi. Bu yazı, belirti araştırmanın neden bırakılamadığını ve nasıl adım adım azaltılabileceğini anlatıyor.

Bir baş ağrısı, göğüste kısa bir sıkışma ya da ciltte daha önce fark etmediğiniz bir leke. Telefonu alıyorsunuz, "sadece bir bakacağım" diye düşünüyorsunuz. Bir saat sonra hâlâ okuyorsunuz; ilk sayfalar sizi biraz rahatlatmış, ama sonra bir forum yazısı, bir hastalık adı, bir "nadiren de olsa" cümlesi… Ve ekranı kapattığınızda başladığınızdan daha tedirginsiniz.

Bu yazı sağlık kaygısının tamamını değil, onun en yaygın parçalarından birini ele alıyor: internette belirti arama alışkanlığını. Konunun genel çerçevesini merak ediyorsanız sağlık kaygısı sayfasına bakabilirsiniz. Burada yalnızca şu soruya odaklanıyorum: arama neden bu kadar çekici geliyor ve nasıl azaltılabilir?

Önce net olalım: Yeni ortaya çıkan, geçmeyen ya da şiddeti artan bir belirti varsa hekime başvurmak doğru adımdır. Bu yazı muayeneden vazgeçmenizi önermiyor. Ele aldığım şey, tıbbi değerlendirme yapıldıktan sonra bile durmayan araştırma döngüsü. Psikolog olarak tanı koymuyor, belirti yorumlamıyorum.

Arama neden önce rahatlatıyor?

Bir belirti fark ettiğinizde zihin bir belirsizlikle karşılaşır: "Bu ne?" Belirsizlik rahatsız edicidir ve arama bu rahatsızlığı gidermenin en hızlı yolu gibi görünür. Birkaç sonuç okuyup "çoğu zaman zararsızmış" cümlesini gördüğünüzde gerçekten bir rahatlama gelir.

Sorun şu ki beyin bu deneyimden bir ders çıkarır: "Kaygılandım, aradım, rahatladım." Bu, güvence arama dediğimiz davranışın özüdür. Kısa vadede işe yaradığı için bir dahaki sefere daha erken ve daha sık başvurulur. Rahatlama ise her seferinde biraz daha kısa sürer.

Sonra neden kaygıyı büyütüyor?

Aramanın rahatlatıcı etkisi genellikle ilk birkaç dakikayla sınırlı kalıyor. Ardından birkaç şey birlikte devreye giriyor:

  • Her arama yeni bir olasılık üretir. Aradığınız belirtiyle ilgili on açıklama okuduğunuzda dokuzu sıradan olsa bile zihin onuncusuna takılır.
  • Kesinlik gelmez. Hiçbir sayfa "sizde kesinlikle bir şey yok" diyemez. Kaygının istediği şey tam da bu kesinlik olduğu için arama hiçbir zaman tamamlanmış hissettirmez.
  • Dikkat bedene kilitlenir. Bir belirti hakkında okudukça o bölgeye daha çok dikkat edersiniz, daha çok duyum fark edersiniz. Kaygının kendisi de çarpıntı, gerginlik, mide rahatsızlığı gibi yeni duyumlar üretir.

Sonuçta arama, sorduğu soruyu cevaplamak yerine yeni sorular doğurur. Bu da bir sonraki aramanın zeminini hazırlar.

Arama motoru neden en kötü senaryoyu öne çıkarıyor?

Arama sonuçları size en olası açıklamayı değil, çoğunlukla en çok tıklanan ve en çok konuşulan içerikleri gösterir. Ağır hastalıklar hakkında yazılmış içerik fazladır, çünkü insanlar bunları daha çok merak eder, paylaşır ve tartışır. Sıradan bir kas gerginliği hakkında kimse uzun yazı yazmaz.

Üstelik bir belirtiyi aradığınızda o belirtinin görülebildiği her durum listelenir. Listede sıradan açıklamalar da nadir hastalıklar da yan yana durur, ama kaygılı bir zihin için bu satırlar eşit ağırlıkta değildir. Göz, en korkutucu kelimeyi bulur ve orada kalır. Yani mesele bilginin yanlış olması değil; bağlamından koparılmış bilginin, kaygılı bir okuma biçimiyle buluşması.

Gece aramaları ve forumlar

Görüşmelerde sık duyduğum bir ayrıntı: araştırmaların önemli bir kısmı gece, yatakta yapılıyor. Bunun anlaşılır sebepleri var. Gün boyunca dikkat işe ve insanlara dağılıyor; gece ise zihin boşalıyor ve bedenden gelen sinyaller daha belirgin hissediliyor. Yorgunlukla birlikte düşünceleri tartma gücü de azalıyor. Üstelik o saatte arayıp sorabileceğiniz kimse yok; telefon tek muhatap oluyor.

Forumlar ise ayrı bir halka. Orada okuduğunuz hikâyeler çoğunlukla işlerin kötü gittiği anlarda yazılmış. Belirtisi kendiliğinden geçen ya da sıradan bir açıklaması çıkan kişi genellikle forumda uzun bir yazı bırakmıyor. Böylece okuduğunuz örnekler, gerçek hayattaki dağılımı yansıtmıyor. Bir de başkasının deneyimini kendi bedeninize uyarlama eğilimi ekleniyor: "Onda da böyle başlamış."

"Bir kez daha bakayım" hissi

Belki de en tanıdık kısım bu. Aramayı bitirmek istiyorsunuz ama içinizde bir eksiklik hissi kalıyor: "Şu sayfayı da okuyayım, sonra bırakacağım." Bu his çoğu zaman yeni bir bilgiye ihtiyaç duymaktan değil, kaygının geçici olarak azalma beklentisinden geliyor.

Buradaki kritik nokta şu: "bir kez daha" hissi aramayla tatmin edilmiyor. Aksine her seferinde daha güçlü geri geliyor. Bu yüzden amaç bu hissi yok etmek değil, onu fark edip hemen ona uymamayı öğrenmek. Bu, alışkanlığın en çok değiştiği yer.

Aramayı kademeli azaltmak için pratik adımlar

Aşağıdaki adımlar Bilişsel Davranışçı Terapi yaklaşımının güvence arama davranışlarıyla çalışırken kullandığı ilkelere dayanıyor. Bir anda bırakmak yerine kademeli ilerlemek genellikle daha uygulanabilir oluyor.

1. Tetikleyiciyi fark edin

Aramadan hemen önce ne oldu? Bir duyum mu fark ettiniz, bir haber mi okudunuz, biri bir hastalıktan mı söz etti, yoksa yorgun ve yalnız mıydınız? Tetikleyiciyi adlandırmak, otomatik davranışın arasına küçük bir boşluk koyar.

2. Arama öncesi bekleme koyun

Arama isteği geldiğinde hemen telefona uzanmak yerine kendinize bir bekleme süresi tanıyın. Başta kısa bir süreyle başlayıp zamanla uzatabilirsiniz. Bu sürede başka bir işe yönelin. Çoğu zaman şunu fark edersiniz: kaygı aramadan da yükselip alçalıyor. Bu deneyim, anlatılarak değil yaşanarak öğreniliyor.

3. Aramalarınızı kaydedin

Bir hafta boyunca her aramayı kısaca not edin: saat, tetikleyici, ne aradığınız, ne kadar sürdüğü ve sonrasında kaygınızın arttığı mı azaldığı mı. Kayıt tutmak başlı başına farkındalık yaratır ve döngünün hangi saatlerde, hangi durumlarda yoğunlaştığını görünür kılar.

4. Sınır belirleyin

Tamamen yasaklamak yerine çerçeve çizmek daha gerçekçi olabilir: yatakta arama yapmamak, belirli bir saatten sonra telefonu başka odada bırakmak, forumları okumamak gibi. Sınırı ihlal ettiğinizde kendinizi suçlamak yerine kaydınıza not düşün ve devam edin.

5. Asıl soruyu hekime taşıyın

Gerçekten sormak istediğiniz bir tıbbi soru varsa onu bir kâğıda yazın ve bir sonraki muayenede hekiminize sorun. Böylece bilgi ihtiyacınız doğru yerde karşılanır, internet de tek kaynak olmaktan çıkar.

Ne zaman destek almak iyi olur?

Zaman zaman bir belirtiyi merak edip okumak olağan. Ancak şu durumlarda döngü üzerinde birlikte çalışmak işleri kolaylaştırabilir:

  • Araştırma günün belirgin bir kısmını alıyor ya da uykunuzu bölüyor.
  • Tıbbi değerlendirme yapıldığı hâlde rahatlama kısa sürüyor.
  • Aramayı azaltmaya çalıştığınızda kaygı dayanılmaz hissettiriyor.
  • Yakınlarınızla bu konu yüzünden gerginlik yaşanıyor.

Görüşmelerde bu döngüyü birlikte haritalıyor ve kişiye uygun adımlar belirliyoruz. Bireysel psikolojik danışmanlık sayfasında görüşmelerin genel işleyişini, online psikolojik danışmanlık sayfasında ise şehir dışından nasıl görüşebileceğinizi bulabilirsiniz.

Sık sorulanlar

Siberkondri ne demek?

İnternette sağlıkla ilgili araştırma yapmanın rahatlatmak yerine kaygıyı artırdığı, buna rağmen tekrar tekrar sürdürüldüğü duruma verilen addır. Resmî bir tanı değil, bir davranış örüntüsünü anlatan bir terimdir.

Belirtilerimi hiç araştırmamam mı gerekiyor?

Hayır. Bir belirti hakkında bilgi edinmek ya da hekime ne soracağınızı hazırlamak için okumak olağandır. Sorun, arama bittikten sonra rahatlama gelmemesi ve aynı soruyu tekrar tekrar aramaya dönmenizdir.

Yeni bir belirtim varsa ne yapmalıyım?

Yeni ortaya çıkan, süregelen ya da şiddeti artan bir belirti varsa hekime başvurmak doğru adımdır. Bu yazı muayeneyi ertelemeyi değil, muayeneden sonra da durmayan araştırma döngüsünü ele alıyor.

Aramayı bir anda bırakmaya çalışmalı mıyım?

Genellikle kademeli azaltmak daha uygulanabilir oluyor. Aramadan önce bekleme süresi koymak, aramaları kaydetmek ve tetikleyiciyi fark etmek, alışkanlığın gücünü adım adım azaltır.

Bu konuda destek almak ne zaman iyi olur?

Araştırma günün belirgin bir kısmını alıyorsa, uykunuzu ya da işinizi etkiliyorsa ve tıbbi değerlendirmeye rağmen rahatlama kısa sürüyorsa, bu döngü üzerinde birlikte çalışmak işleri kolaylaştırabilir.

Kendi durumunuzu konuşmak isterseniz

Bu yazı genel bilgi veriyor; herkesin hikâyesi farklı. Karşıyaka ya da Alsancak ofisinde yüz yüze, dilerseniz online görüşebiliriz. Önce aklınıza takılanı sormanız da yeterli.

İlgili yazılar

WhatsApp