İçeriğe geç

DEHB ve iş hayatı: toplantılar, e-postalar ve son dakikalar

Psikolog Mehmet Sait Turşak 5 dk okuma

Toplantıda dağılmak, gelen kutusunun büyümesi, sıkıcı ama önemli işlerin son güne kalması. Yetişkin DEHB ile iş hayatında sık yaşanan zorluklar ve iş yerinde uygulanabilir düzenlemeler.

Yetişkin DEHB ile iş hayatı arasındaki ilişki çoğu zaman şöyle anlatılıyor: "İşimi seviyorum, iyi de yapıyorum. Ama bir toplantıdan çıkınca ne konuşulduğunu hatırlamıyorum, gelen kutum yüzlerce okunmamış e-postayla dolu ve en önemli rapor hep son geceye kalıyor." Yetenek ya da istek eksik değil; zorlanılan şey, işin çevresindeki düzen.

Bu yazı iş ortamına odaklanıyor. Tanıdan sonra yaşanan duygular ve günlük hayattaki genel düzen konusunu yetişkinlikte DEHB tanısı sonrası yazısında ayrıca anlattım.

Hatırlatma: DEHB tanısını ve ilaçla ilgili her kararı yalnızca hekim verir. Psikolog olarak tanı koymuyor, ilaç önermiyorum. Burada anlatılanlar, iş yerinde günlük olarak işleyen beceriler ve düzenlemeler üzerine.

İş hayatında sık yaşanan zorluklar

İş yerindeki güçlükler kişiden kişiye değişiyor, ama bazıları çok sık tekrar ediyor:

  • Toplantıda dağılmak. Konuşma uzadıkça dikkat başka bir yere kayıyor. Toplantı bitince kendinize düşen görevin ne olduğu belirsiz kalıyor.
  • E-postaların birikmesi. Okunan ama cevaplanmayan, "sonra bakarım" denip kaybolan mesajlar. Gelen kutusu büyüdükçe açmak bile zorlaşıyor.
  • Son dakika çalışma. Teslim tarihine kadar başlanamayan, son gece yoğun bir çabayla biten işler.
  • Sıkıcı ama önemli işler. Masraf formu, aylık rapor, sistem güncellemesi. Zor değiller, sadece ilgi çekmiyorlar; bu yüzden sürekli erteleniyorlar.
  • Bölünen dikkat. Açık ofis, bildirimler, "bir dakikan var mı" soruları. Her bölünmeden sonra işe geri dönmek zaman alıyor.
  • Zamanı yanlış tahmin etmek. "Yarım saatte biter" denen işin bütün öğleden sonrayı alması, ardından diğer işlerin kayması.

Bu zorlukların hepsi aynı kişide görülmüyor. Bazıları toplantılarda hiç sorun yaşamazken e-postada tıkanıyor; bazıları ise yaratıcı işlerde çok rahatken idari işlerde sürekli geri kalıyor. Kendi tablonuzu tanımak, yani en çok nerede takıldığınızı bilmek, hangi düzenlemeyle başlayacağınızı da belirliyor. Aşağıdaki öneriler bir kontrol listesi değil; içlerinden size uyanı seçip denemek için bir başlangıç.

Bunların üzerine çoğu zaman bir de iç yük biniyor: "Meslektaşlarım bunu nasıl yapabiliyor da ben yapamıyorum?" Bu düşünce iş performansından bağımsız olarak da yıpratıcı olabiliyor.

Toplantılarda dikkati tutmak

Toplantılar, dikkat güçlüğü yaşayan biri için zorlu bir ortam: uzun, çoğu zaman yapılandırılmamış ve pasif dinlemeye dayalı. Birkaç küçük düzenleme fark yaratabiliyor:

  • Elle not almak. Kelimesi kelimesine değil, anahtar noktalar. Elin meşgul olması dikkatin toplantıda kalmasına yardımcı olabiliyor.
  • Gündemi önceden görmek. Toplantının nereye gideceğini bilmek, konu dağıldığında geri dönmeyi kolaylaştırıyor.
  • Tek soru kuralı. Toplantı biterken "benden beklenen ne, ne zamana?" sorusunun cevabını tek cümleyle yazmak.
  • Toplantı sonrası kısa özet. Aldığınız görevi aynı gün kısa bir mesajla teyit etmek, hem sizin için dış hafıza hem de karşı taraf için netlik sağlıyor.

E-posta ve iş takibi

Gelen kutusunu bir yapılacaklar listesi gibi kullanmak dikkat güçlüğüyle birleşince hızla dağılıyor. Daha işleyen bir yöntem, e-postayı okuma ile iş takibini birbirinden ayırmak.

  1. Belirli saatlerde bakmak. Gün boyu açık kalan bir gelen kutusu, sürekli bölünmeye davetiye. Günde birkaç sabit zaman belirlemek daha az yorucu.
  2. İki dakika kuralı. Cevabı iki dakikadan kısa sürecek mesajı o an cevaplamak, uzun olanı işe çevirip tek bir listeye yazmak.
  3. Tek liste. Görevler e-postada, not defterinde, telefonda ve kafada dağınık durduğunda hiçbiri güvenilir olmuyor. Her şeyin gittiği tek bir yer, zihni rahatlatıyor.

Son dakika ve sıkıcı işler

Son dakikada çalışmak çoğu zaman bir tercih gibi görünüyor ama genellikle bir mekanizma: teslim tarihi yaklaştıkça artan aciliyet, başlamayı zorlaştıran eşiği aşmaya yetiyor. İş bitiyor, ama bedeli uykuda ve stres düzeyinde ödeniyor.

Bu aciliyeti daha erkene taşımak için bazı yollar:

  • Ara teslim tarihleri. Büyük bir raporu tek bir son tarih yerine üç küçük teslime bölmek. Mümkünse ara teslimleri bir iş arkadaşıyla paylaşmak, dış bir çerçeve oluşturuyor.
  • İlk adımı küçültmek. "Raporu yaz" değil, "dosyayı aç, başlıkları yaz". Başlamak devam etmekten zor olduğu için eşik mümkün olduğunca alçaltılıyor.
  • Sıkıcı işleri gruplamak. Masraf formları, onaylar, küçük idari işler için haftada bir sabit zaman ayırmak. Hepsini bir arada ve kısa sürede bitirmek, tek tek sürüklemekten daha kolay.
  • Yanında biri olmak. Bazı kişiler için sessizce aynı ortamda çalışan biri, işe başlamayı kolaylaştırıyor.

Ertelemenin arkasındaki duygu tarafını erteleme alışkanlığı sayfasında ayrıntılı anlattım; işin sıkıcı olması kadar, ona eşlik eden kaygı ya da yetersizlik hissi de rol oynayabiliyor.

İş yerine söylemek ya da söylememek

DEHB tanısını iş yerinde paylaşıp paylaşmamak çok kişisel bir karar ve tek doğru cevabı yok. Bu konuda hukuki bir değerlendirme yapmıyorum; haklarınızla ilgili sorularınız varsa bir hukukçuya danışmanız gerekir. Karar verirken kendinize şu soruları sormak yardımcı olabilir:

  • Paylaşmak bana somut olarak ne kazandıracak? Bir düzenleme mi, anlayış mı, yoksa sadece saklamanın yükünü bırakmak mı?
  • İhtiyacımı tanıyı söylemeden de ifade edebilir miyim? "Toplantı notlarını yazılı alırsam daha verimli oluyorum" demek, çoğu zaman tanıyı açıklamadan aynı sonucu sağlıyor.
  • İş yerimin bu tür konulara yaklaşımı nasıl? Daha önce benzer paylaşımlar nasıl karşılandı?
  • Kime söyleyeceğim? Yöneticime mi, insan kaynaklarına mı, sadece güvendiğim bir iş arkadaşıma mı?
  • Olası bir olumsuz tepkiyle baş etmeye şu an hazır mıyım?

Söylemeye karar vermek ile söylememeye karar vermek arasında bir ara yol da var: tanıdan bahsetmeden çalışma biçiminize dair ihtiyaçları dile getirmek.

Güçlü yanlar ve gerçekçi bakış

DEHB ile iş hayatı konuşulurken iki uç sık görülüyor. Birinde yalnızca eksikler anlatılıyor, diğerinde DEHB bir "süper güç" gibi sunuluyor. İkisi de gerçeği tam yansıtmıyor.

Bazı kişilerde işe yarayan yanlar gerçekten var: ilgi duyulan bir işte saatlerce yoğun odaklanabilmek, beklenmedik bir durumda hızlı hareket edebilmek, farklı fikirler arasında bağlantı kurabilmek. Bunları fark etmek ve işinizi mümkün olduğunca bu yanlara göre şekillendirmek değerli.

Ama yoğun odak kendi başına bir çözüm değil. Aynı odak, önemli ama ilgi çekmeyen işlerin tamamen unutulmasına ya da saatlerin fark edilmeden geçmesine de yol açabiliyor. Gerçekçi bakış, hem güçlükleri hem güçlü yanları aynı anda görebilmek.

Destek almak ne zaman düşünülebilir

İş yerindeki zorluklar performans değerlendirmelerine yansımaya başladıysa, her akşam "bugün de yetişemedim" duygusuyla eve dönüyorsanız ya da iş nedeniyle kendinize dair düşünceleriniz giderek sertleşiyorsa, bu konuda destek almak süreci kolaylaştırabilir.

Görüşmelerde iş yerinde uygulanabilir sistemler kurmak, Bilişsel Davranışçı Terapi yaklaşımıyla başlamayı zorlaştıran düşünceleri ele almak ve iş performansı etrafında biriken kendini eleştirme alışkanlığıyla çalışmak üzerinde duruyoruz. Çalışmanın genel çerçevesini yetişkinlerde dikkat ve odaklanma sayfasında bulabilirsiniz. İş temposu nedeniyle ofise gelmek zor oluyorsa online görüşme de mümkün; kendi çalışma ortamınızda olduğunuz için düzenlemeleri doğrudan orada kurmak bazen daha kolay oluyor.

Sık sorulanlar

DEHB olan biri toplantılarda nasıl daha iyi odaklanabilir?

Toplantı sırasında elle kısa not almak, gündemi önceden görmek ve toplantı sonunda "benden beklenen ne" sorusunu tek cümleyle yazmak çoğu kişiye yardımcı oluyor. Amaç her şeyi hatırlamak değil, kendinize düşeni kaçırmamak.

İş yerine DEHB tanımı söylemeli miyim?

Bu kişisel bir karar ve tek doğru cevabı yok. Söylemenin size ne kazandıracağını, iş yerinizin bu tür konulara nasıl yaklaştığını ve ihtiyacınızın tanıyı söylemeden de dile getirilip getirilemeyeceğini düşünmek yardımcı olabilir. Hukuki haklarınızla ilgili sorular için bir hukukçuya danışmak gerekir.

DEHB iş hayatında bir avantaj olabilir mi?

İlgi duyulan işlerde yoğun odaklanabilmek, kriz anlarında hızlı hareket edebilmek gibi yanlar bazı kişilerde işe yarayabiliyor. Ama bu, güçlüklerin görmezden gelinmesi anlamına gelmiyor; ikisi birlikte var.

Son dakikada çalışmak neden bu kadar sık oluyor?

Son teslim yaklaştığında aciliyet, başlamayı zorlaştıran eşiği aşmaya yetiyor. Kısa vadede iş bitiyor ama uyku, stres ve arka planda süren huzursuzluk bedel olarak kalıyor. Ara teslim tarihleri kurmak bu aciliyeti daha erkene taşımanın bir yolu.

Psikolojik danışmanlık iş hayatındaki zorluklarda yardımcı olur mu?

İş yerinde uygulanabilir düzenlemeler kurmaya ve iş performansı etrafında biriken kendini eleştirme alışkanlığıyla çalışmaya yardımcı olabilir. Tanı ve ilaçla ilgili kararlar ise hekime aittir.

Kendi durumunuzu konuşmak isterseniz

Bu yazı genel bilgi veriyor; herkesin hikâyesi farklı. Karşıyaka ya da Alsancak ofisinde yüz yüze, dilerseniz online görüşebiliriz. Önce aklınıza takılanı sormanız da yeterli.

İlgili yazılar

WhatsApp